Cimere birini şikayet edince ne olur ?

Huzur

New member
CİMER’e Birini Şikâyet Edince Ne Olur? Asıl Macera “Gönder” Butonundan Sonra Başlıyor

Birini CİMER’e şikâyet etmek, bazen insanın kafasında küçük bir sinema sahnesi oluşturuyor: Siz bilgisayarın başında ciddi ciddi yazıyorsunuz, “Gereğinin yapılmasını arz ederim” diye bitiriyorsunuz, ardından devletin bütün mekanizmasının bir anda harekete geçip kapıya dayanacağını hayal ediyorsunuz.

Gerçek hayat ise biraz daha sakin.

CİMER’e şikâyet gönderince sirenler çalmıyor, helikopter inmiyor, apartmanın girişinde takım elbiseli üç kişi belirmiyor. Fakat başvurunuz gerçekten bir idari sürecin içine girebiliyor. Şikâyetin niteliğine göre ilgili kamu kurumuna yönlendirilebiliyor, incelenebiliyor ve belirli süre içerisinde size cevap veriliyor.

İşin ilginç tarafı şu: İnsanlar CİMER’i bazen “son koz” gibi görüyor. Oysa CİMER’in asıl işlevlerinden biri vatandaşın kamu kurumlarıyla yaşadığı sorunları ilgili mercilere taşıyabilmesini sağlamak.

Yani mesele “Ben sinirlendim, şimdi sıra sende” değil; daha çok “Bu konuda bir kamu makamı ne yapacak, bunu öğrenmek istiyorum” meselesi.

Ve burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: CİMER’e yazılan her şey otomatik olarak karşı tarafın suçlu olduğu anlamına gelmiyor.

CİMER’e Şikâyet Edince İlk Olarak Ne Olur?

CİMER üzerinden yapılan başvurular, niteliğine göre değerlendirilir ve ilgili kamu kurumuna yönlendirilebilir. Şikâyet türündeki başvurular 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun kapsamında değerlendiriliyor.

CİMER’in resmi açıklamasına göre şikâyet başvuruları en geç 30 gün içinde cevaplandırılıyor. Eğer başvuruya ilişkin işlem henüz sonuçlanmamışsa bu süre içinde ara cevap verilebiliyor; işlem tamamlandığında ise kesin cevap gönderiliyor.

Burada forumlarda sık karşılaşılan bir yanlış anlaşılma var:

“CİMER’e şikâyet ettim, 30 gün içinde adam hakkında karar çıkar.”

Hayır.

30 gün, şikâyetin mutlaka istediğiniz şekilde sonuçlanacağı anlamına gelmiyor. Esas olarak başvurunun cevaplandırılmasıyla ilgili bir süreden söz ediyoruz.

Yani CİMER bir “ceza dağıtma makinesi” değil.

Daha ziyade vatandaşın başvurusunu alıp ilgili kamu otoritesinin değerlendirmesine ulaştıran bir kanal olarak düşünmek daha doğru.

Peki Şikâyet Edilen Kişiye Ne Olur?

İşte herkesin en çok merak ettiği yer burası.

“Ben CİMER’e yazdım, karşı tarafın başına ne gelecek?”

Bunun tek bir cevabı yok. Çünkü olayın niteliği, şikâyet edilen kişinin kamu görevlisi olup olmadığı, iddianın içeriği, ilgili kurumun yetkisi ve sunulan bilgi veya belgeler süreci değiştirebilir.

Örneğin bir kamu kurumunda yaşadığınız belirli bir işlemden şikâyetçiyseniz konu ilgili kurum tarafından incelenebilir. Bir personelin görevini kötüye kullandığını düşünüyorsanız, iddianın niteliğine göre kurumun kendi idari mekanizmaları devreye girebilir.

Ama burada önemli bir fren sistemi var:

Şikâyet etmek = karşı tarafın suçlu olduğunu ilan etmek değildir.

Bir vatandaşın “X kişisi şöyle yaptı” demesi, tek başına hukuki gerçeğin kesinleştiği anlamına gelmez.

Bu nedenle CİMER başvurusunu bir “intikam metni” gibi değil, olayın resmi makamlarca değerlendirilmesini isteyen bir başvuru olarak hazırlamak çok daha sağlıklı.

“Erkek Olsa Çözer, Kadın Olsa Konuşur” Meselesini Bir Kenara Bırakalım

Forumlarda böyle konular açıldığında ilginç bir şey oluyor. Bir grup “Erkek adam çözümünü bulur, direkt CİMER’e yazar” diyor. Başka biri “Kadınlar daha empatik yaklaşır, önce konuşmayı dener” diye cevap veriyor.

Gerçekte hayat bu kadar matematiksel değil.

Mesela Mehmet isimli bir esnaf düşünelim. Sorunu çözmek için önce tarihleri, belgeleri ve yazışmaları bir klasöre koyuyor. “Önce deliller, sonra başvuru” diyor. Tam bir strateji insanı.

Aynı apartmanda yaşayan Zeynep ise önce karşı tarafın neden böyle davrandığını anlamaya çalışıyor. “Belki gerçekten bir yanlış anlaşılma vardır” diyor.

Ama birkaç hafta sonra roller değişebiliyor.

Zeynep, yaşadığı mağduriyetin tekrarladığını görünce olayların tarihini tek tek çıkarıp son derece sistematik bir başvuru hazırlıyor.

Mehmet ise karşı tarafın ailesel bir sorun yaşadığını öğrenince “Bir dakika, önce konuşalım” diyebiliyor.

Çünkü çözüm odaklı olmak erkeklere, empati kurmak kadınlara ait bir özellik değil.

Bazen en stratejik insan en empatik kişidir.

Bazen de en duygusal görünen kişi, elinde tarih sıralı belgelerle herkesten daha sistematik hareket eder.

CİMER başvurusunda önemli olan cinsiyet değil; olayı doğru anlatmak, iddiayı somutlaştırmak ve gereksiz kişisel saldırılardan kaçınmak.

CİMER’e Yazarken “Sinirliydim” Savunması Pek İşe Yaramaz

İnsan öfkeliyken klavye tehlikeli bir silahtır.

“Bu şahıs zaten yıllardır insanları mağdur ediyor, kendisini herkes biliyor, yaptığı bütün işler şaibelidir, gereğinin yapılmasını arz ederim.”

Duygusal olarak tatmin edici mi?

Biraz.

İdari açıdan faydalı mı?

Pek değil.

Bunun yerine:

“15 Ağustos tarihinde saat 14.20’de ilgili birime başvurdum. Tarafıma şu bilgi verildi. 18 Ağustos tarihinde tekrar başvurmama rağmen işlem gerçekleşmedi. Başvuru numaram şudur. Konuya ilişkin ekran görüntüsü ektedir.”

Bu ikinci metin çok daha sıkıcı.

Ama bürokrasi açısından “sıkıcı” bazen mükemmel demektir.

Çünkü somut tarih, olay, kurum, işlem ve belge; öfkeli sıfatlardan çok daha değerlidir.

CİMER de başvuruyu destekleyen ekran görüntüsü veya fotoğraf gibi belgelerin eklenmesine imkân tanıyor. Resmi CİMER bilgilendirmesinde internet başvurularında belirli görüntü formatlarının kabul edildiği ve başvuru metninin asıl açıklama alanı olduğu belirtiliyor.

Asılsız Şikâyet Meselesi: “Nasıl Olsa Bir Şey Olmaz” Demeyin

CİMER’e yapılan her şikâyetin sonuçta karşı tarafa ceza çıkacağını düşünmek kadar, “Nasıl olsa istediğimi yazabilirim” düşüncesi de yanlış.

CİMER’in kendi bilgilendirmesinde ciddi ve inandırıcı kanıt bulunmadan, yalnızca tahmine veya zanna dayanarak yapılan başvurular konusunda açıkça dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.

Özellikle hakaret, iftira veya suç uydurma amacı taşıyan başvurular açısından hukuki riskler doğabileceği ifade ediliyor.

Burada çok önemli bir ayrım var:

“Bu olayın incelenmesini istiyorum.”

ile

“Bu kişi kesinlikle suçludur, zaten herkes biliyor.”

aynı şey değil.

Birincisi inceleme talebi.

İkincisi ise kişinin hukuki durumuna ilişkin kesin hüküm verme eğilimi taşıyor.
 
Üst